İlham Veren Şehir Viyana

Uzun zamandır ailece tatile gidemiyorduk. Herkes kendi hayat düzenini oluşturmaya başlayınca daha zor oluyordu toparlanmak. Herkes kendi arkadaşları ile gezer olmuştu. Biri buna dur demeliydi. Nereye gitsek sorusunu sorduğumuz andan itibaren babam Budapeşte diye tutturdu. Her ne kadar Paris baharda ayrı bir güzel, Roma’da bi pizza şarap ne iyi giderdi şimdi, Güney Fransa’da da festivaller falan cıvıl cıvıldır dediysek de vazgeçiremedik. E parayı veren düdüğü çalarmış. Tabiki de Babamın borusu öttü. 

Budapeşte’ye gidince anladım neden bu kadar ısrarcı olduğunu, iyki de olmuş. Budapeşte’ye yakınlığı dolayısıyla gezimize 2 gece Viyana’yı da ekledik. Genelde turlarda bu 3’lüye Prag’da eşlik ediyor. Biz hepimiz daha önce Prag'a gitmiş olduğumuz için bu sefer es geçtik. Ama siz giderseniz 2 gün de ona ayrımanızı öneririm. Çünkü Prag dünyada gördüğüm en güzel şehirlerden biri. 

 

Viyana Kuşatmasından Bugüne

İlk söylemek istediğim şey gerçekten güzelsin Viyana. O binaların o sokakların güzelliği tarif edilemez.

Şehir o kadar güzel ki, Viyana Kuşatmasının başındaki Osmanlı komutanı Kara Mustafa Paşa şehrin yağmalanmamasını, Viyana hazinelerinin korunmasını istemesiyle şehrin altından hendekler mi kazılmamış, etrafından mı dolanılmamış. E böyle olunca kuşatma uzamış. Uzayan zaman Osmanlı’nın lehine olmuş ve Viyana’nın kapısından geri dönülmüş. Viyana kuşatmasından sonra Avrupa yenilmez sanılan Osmanlı’nın yenilebileceğini görünce de karşı atağa geçmiş ve Osmanlı’nın gerilemesi başlamış.

Güzelliği ile Osmanlı’nın gerileme dönemini başlatmasına sebep olan bu şehrin her sokağına, binalarına baktıkça neden bütün ünlü bestekarlar en ünlü bestelerini burada yapmış şimdi anlıyorum. Bu şehirde yaşayıp, yürüyüp de ilham dolmamak mümkün değil. Ayrıca 7 yıl üst üste yaşam standardı en yüksek şehir seçilmesinin de cabası.

 

Adım Adım Viyana…

Viyana’ya Hoşgeldik. İstanbul Viyana uçuşu yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Havaalanı ile şehir merkezi arası taksi ile 20-30 dakika sürüyor. Ve yaklaşık 40-50 euro tutuyor. Kişi başı 8 Euro ile havaalanı otobüslerine de binebilirsiniz. Tren ile de şehir merkezindeki Westbahnhof tren istasyonuna gidebilirsiniz. Bizim kaldığımız otel Naschmarkt’in yanında idi. Gelir gelmez kendimizi hemen sokağa attık.  Büyük Saraylar dışında şehir içindeki her yeri görebileceğimiz panoromik bir yaya turuna başladık.

Gezimize başladığımız Naschmarkt sağlı sollu barlar, cafelerle dolu yerel bir pazar. Peynirleri ve şarküteri ürünlerini tadıp, beğendiğiniz bir yere oturup içkinizi yudumlayabilirsiniz. Özellikle akşamları da çok canlı oluyor burası. Naschmarkt’in sonunda altın kubbeli Secession Building’i göreceksiniz. Avusturyalı sanatçılar birliği olarak da bilinen bu güzel binanın içerisinde Klimt, Moser, Hoffmann gibi ünlü Avusturyalı sanatçıların eserleri sergileniyor.

Bu binanın önünden ilerleyip Karlsplatz meydanına geliyoruz. Meşhur Opera binası burada. Karşısında Sacher otelinin ünlü kafesinde oturup çok meşhur çikolatalı kekleri Sachertorte ve kahvelerini sipariş veriyoruz. Tabi öncesinde bir süre sıra bekliyoruz. Dürüst düşüncem: likörlü kremalı kahve çok lezzetli. Üzgünüm ama kekin ise hiçbir özelliğini göremedik biz. Çok çok sıradan çikolatalı bir kek. Çikolatalı tatlı sevmeme rağmen Apfelstrudel’i buna tercih ederim. Cafe olarak da otelin diğer köşesinde kalan Cafe Mozart’ı daha çok sevdim ben.

sacher pastası

Tatlımızı yiyip, enerjimizi topladıktan sonra sokak boyu yürümeye başlıyoruz. Burası Viyana’nın en hareketli, ana caddesi Kartner Strasse. Sağlı sollu mağazalar arasında, Mozart kostümü giymiş size alakalı alakasız herhangi bir ürün satmaya çalışan insanlardan sağ kaldıktan sonra Stephansplatz’a yani ünlü St.Stephan katedralinin olduğu meydana geliyorsunuz.

Bir gotik mimari aşığı olduğum doğrudur. Bu sebeple karşısında ki cafeye hemen kuruluyor ve şarabımı söylüyorum. Benim için Avrupa budur. Meydan-güzel binalar-cafe.

Katedralin tam 2 paralel sokağı meşhur şnitzelci Figlmüller. Figlmüller’in 2 yeri var. Biri pasajın içerisinde daha küçük olan asıl yeri, Wollzeile . Öbürü ise daha büyük daha turistik olan yeri. Wollzeile’ye gitmek istiyorsanız önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor.

şnitzel

Gerçekten inanılmaz lezzetli bir şnitzel yedim. 10 üzerinden 10. Hayatta yediğim en güzel yemekler listesine hızlı bir giriş yaptı. Ünlü olmayı sonuna kadar hakkediyor. Yanında gelen patates salatası ise ayrı bir lezzet. Şinitzel’in güzelliği hakkında 5 sayfa yazı yazabilirim. Bilginiz olsun Wollzeile’de yalnızca domuz etinden şnitzel var ve bira servis etmiyorlar. Tavuk seçeneği olarak Cordon Blue’ları da çok lezzetli. Dana eti yemekte ısrarcıysanız Backerstrasse şubesine gitmenizi öneririm. Porsiyonları çok büyük. Onlar söylemiyor ama yarım porsiyonda isteyebiliyorsunuz. İtiraf ediyorum, babam zorlandı ama ben 1 porsiyonu çok rahat bitirdim. (patatesten az yemiştim ama ben diye kendimi avutsam da bu lezzetin ardımda kalmasına göz yumamazdım). Garsona sordum 1 porsiyon 250gram etten yapılıyormuş. Midenize göre sipariş verin derim.

Geri Stephansplatz’a geliyoruz. Bu meydanın tam karşısı Graben Caddesi ve Kohlmarkt oluyor. Ki benim favori kısmım burada başlıyor. Lüks markaların bulunduğu bu sokakta birbirinden güzel cafeler ve restoranlar var. 

viyana grabenstrasse

Akşam yemek için buradaki Zum Schwarzen Kamel’e geldik. Burası Viyana’nın yerlilerinin de tercih ettiği lüks mağazaların ve şık binaların arasında çok güzel bir restoran. Burada dana şnitzel yedik. Bu da çok lezzetliydi. Ancak buranın asıl olayı içeride büfede bulunan kanepeler. İnanılmaz değişik çeşitleri bar. Burada birkaç tane alıp şarabımızla uzun süre keyif yaptık. 

Ünlü Cafe Demel’de Graben caddesi üzerinde. Dondurması da tatlısı da pek meşhur. Birazcık sıra bekleyebilirsiniz ama birşeyler almanızı öneririm.

Bu sokağın sonundan düz yürüyerek Hofburg sarayına oradan da Museums Quarter’a çıkıyorsunuz. Sarayın yan tarafı Hotel Sacher oluyor yine. Bir yuvarlak çizdik yani. Halka halka bölgelere ayrılı Viyana dediklerini şimdi daha iyi anladım.

 

Buraları Görmeden Dönmeyin

Viyana panoramik turumuzu tamamladığımıza göre detaylı gezmelere başlayabiliriz. Bu konuda mutlaka gezmeniz gereken 5 yer var.

Hofburg Sarayı

Graben ve Kohlmarket’in köşesinde görünen bu güzel kubbe Hofburg sarayına ait. Avusturya hanedanı Habsburg ailesinin kışlık sarayı burası. Sarayda Kral Franz Joseph’in eşi Sissi’ye ait ürünler, dönemde sarayda kullanılan eşyalar bulunuyor. Sissi zamanında Avusturya’nın Lady Diana’sı diyebiliriz. Sissi süsüne oldukça düşkün bir kraliçe imiş. Hatta trajik ölümü, beslenme sorunları (anoreksiya olduğu iddia ediliyor) ve bakış açısı ile Lady Diana ile oldukça benzetiliyorlar. Sarayın içerisinde aynı zamanda binicilik okulu da bulunuyor. Sarayın çevresi ve bulunduğu Meydan gerçekten çok güzel, etrafında tatlı minik dükkanlar var.

hofburg sarayı görüntüsü

Museums Quartier

Hofburg Sarayının arkası olan Museumsquartier Viyana’nın önemli diğer yapılarının bulunduğu bir meydan. Parlemanto Binası, Rathaus (belediye binası), Volkstheatre, Volksgarden hepsi bu bölgede. Bu meydanın özellikle akşamları ışıklandırması çok güzel oluyormuş. Özellikle Noel döneminde özel süslemeleri, konserler ve kurulan pazarlarla çok eğlenceli olabiliyormuş.

Schönbrunn Sarayı

Habsburg ailesinin yazlık sarayı olan Schönbrunn şehrin biraz daha dışında. Ancak metro ile 15-20 dakika sürüyor (U4 ile Schönbrunn durağı). Bu sarayda kraliyet döneminde kullanılan mobilyaları ve diğer eşyaları görebilirsiniz. Dönemin ihtişamına bu sarayda tanık oluyorsunuz. Sarayın içerisi çok büyük olduğu için farklı fiyatlarda ve farklı kapsamlarda turlar var. Schönbrunn sarayına en az yarım gününüzü ayırmalısınız. Açıkçası Schonbrünn git gel gez birazcık yorabiliyor. Bu sebeple o günün devamına çok yoğun bir program yapmayın derim. Sarayın bahçesinden filmlerden fırlamış gibi bir çalı labirenti var. Labirentin sonunda Palm House’var. Camdan yapılmış bir bahçe gerçekten görülmeye değer. Zaten sarayın içini gezdikten sonra oldukça yoruluyorsunuz. Sonrasında dinlenerek bu bahçenin keyfini çıkarabilirsiniz. Foto bul

Belvedere Sarayı

Karlsplatz meydanına çok da uzak olmayan bu saraya yüreyebilir veya D Tramvay’ı ile gelebilirsiniz. Bu saray komutan Eugen’e Osmanlı’ya karşı gösterdiği başarılardan dolayı hediye edilmiş. Saray yukarı Belvedere ve Aşağı Belvedere olmak üzere iki bölüme ayrılıyor. Önceden belirteyim bu sarayda dönemde kullanılan eşyalar bulunmuyor galeri olarak kullanılıyor. Yukarı Belvedere kalıcı sergi, aşağı Belvedere ise geçici sergilerin olduğu bölüm. İkisine bir girmek için 20 euro ödüyorsunuz tek tek 13 euro oluyor. Buradaki en ünlü tablo ise Gustav Klimt’in The Kiss adlı eseri. Mozart ile birlikte hediyelik ürünlerde en çok bu eseri görüyoruz zaten. Ancak tablo replikalarında olduğu gibi sarı değil gerçekten göz alıcı bir altın rengi, uzun süre bakakaldım. Tablonun fotosu Sarayın güzel bir bahçesi var. Bahçenin etrafında koşanları kıskandım açıkçası.

belvedere sarayı

Hundertwasser Haus

Saraylar dışında bir diğer popüler turist mekanı Hundertwasser Haus, sanatçı Friedensreich Hundertwasser ve mimar Joseph Krawina tarafından günümüz gri ve soğuk beton yapılarına karşın, insan ve doğayı daha yakın tutmak için pilot olarak tasarlanmış bir proje. Renkli duvarların yanı sıra çiçekli balkonlar, evlerin içinden çıkan ağaçlar, çim çatılar ve teraslardan oluşuyor. Oldukça ilginç. Keşke pilot olarak kalmasa ve daha fazla binaya uygulansa.

hundertwasser evi 

Viyana Gece Hayatı

Öncelikle Viyana gece hayatının diğer birçok Avrupa ülkesine göre daha yavaş olduğunu söyleyebilirim. Alberitna Passage, Lutz Bar ve Freiraum gidebileceğiniz şık barlar arasında. Akşamları Naschmarkt oldukça hareketli. Biz Albertina Passage’ı çok beğendik. Atmosfer çok güzel, Avusturya yemekleri de servis ediyorlar ancak ben denediğim Spicy Tuna sushi’yi çok beğendim. 1 gece de ünlü Viyana Lunaparkı Prater Parka gittik. Büyük bir park burası. Bindiğinize ödüyorsunuz, roller coaster severler için güzel roller coasterları var. Dönme dolabın bir tanesi yemek yenebilir şekilde dizayn edilmiş. Viyana manzaralı romantik bir yemek düşünürseniz farklı olabilir. Viyana’da daha fazla günümüz olsaydı cafelerin her birinde oturup kahve içmek tatlı yemek müzeleri daha uzun uzun gezmek isterdim. Ancak Budapeşte bizi bekler.

 

Bir sonraki Avrupa gezi rotanızda mutlaka Viyana olsun derim ben. İster sadece Viyana'ya uçak biletinizi alıp kendiniz bir gezi rotası belirleyip gezebilirsiniz veya bir Orta Avrupa Turu ile bu bölgeyi tur ile gezebilirsiniz. Karar sizin…

İyi tatiller!

 

Happıly Fıt After

Happıly Fıt After

Gittiğim şehirlerin en hit mekanlarından bildiriyorum. Bol bol yürüyüp, sağlıklı ve lezzetli tatları keşfederken minik lokmalar ile kaçamak yapmayı da ihmal etmiyorum.

Yorum Yazın