Avrupa’da 9 Derbi

Derbilerin hikâyesi neredeyse modern futbolun tarihi kadar eskilere uzanıyor. Sportmen olmak adına, kimse dile getirmek istemese de derbileri hiç bitmeyen bir mücadele, hatta bir kan davası gibi görmek bile mümkün. Çünkü bu derbilerdeki takımlar arasındaki ezelî rekabet nesillerdir bitmiyor.  Biz de sizin için futbolun gündemini belirleyecek 2016 derbilerini yazdık.

 

barcelona takımının ev sahibi olduğu Camp Nou Stadyumu

 

İspanya Derbisi: Real Madrid – Barcelona 

El Clasico adıyla anılan derbi, Real Madrid ve Barcelona arasında. İkisi de “en”lerin takımı; ikisi de dünyanın en değerli, en zengin ve en başarılı takımları arasında; ikisi de dünyanın en çok takip edilen iki takımı; ikisi arasındaki rekabet spor dünyasının en büyük mücadelelerinden biri sayılıyor ve ikisi de İspanya’nın en zıt kutuplarını temsil ediyor: İspanyol ve Katalan milliyetçiliği.


Evi Santiago Bernabéu Stadyumu olan Real Madrid, kralın takımı olarak görülüyor ve İspanyol kimliğini temsil ediyor. Camp Nou Stadyumu’nun ev sahibi Barcelona ise genel anlamda halkın ve ezilen kesimlerin takımı olarak görülüyor ve Katalan kimliğini temsil ediyor. Bir başka büyük takım olan Athletic Bilbao’yla birlikte, ikisi de İspanyol ligi La Liga’nın tarihi boyunca hiç küme düşmeyen 3 takımı arasında.


Başarılar bu kadar büyük, rekabet bu kadar ezelî, çekişme bu kadar büyük olunca ilgi de yoğun oluyor hâliyle. Hatta çoğu zaman bu iki takım ve taraftarları arasındaki rekabet çok sertleşebiliyor. Bu derbiyi hiçbir İspanyol’un neden kaçırmadığını anlamak zor olmasa gerek.  Özellikle 2016 yılında Barcelona’da oyanayan millî futbolcumuz Arda Turan’ı El Clasico’da izlemek isteyen Türk futbolseverlerin derbiye yoğun ilgi göstereceği muhakkak. Bu yıl beşinci kez altın top ödülünü kazanan Messi’li Barcelona ve Bale, James Rodriguez ve iki altın top ödülü sahibi Ronaldo’lu Real Madrid futbolseverlere tam bir futbol şöleni yaşatacak.

 

2016 yılı bir sonraki Real Madrid – Barcelona derbisinin 2 veya 3 Nisan'da oynanması planlanıyor; ancak henüz tarih kesinleşmiş değil.

 

Kıtalar Arası Derbi: Galatasaray – Fenerbahçe

Derbilerden bahsedip de Türk futbol tarihine damgasını vuran ve iki kıta arasındaki dünyanın tek derbisi olan Fenerbahçe – Galatasaray derbisinden bahsetmemek olmaz. Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki rekabet hem sınıflar arası hem de kıtalar arası çekişmeye dayanıyor. Bu iki takımdan Galatasaray, Avrupa yakasındaki Galtasaray Lisesi’nin takımı olan Galatasaray, o dönemlerde bir Fransız okulu olan Galatasaray Lisesi’nin profilini yansıtıyor. Batı kültürüne yakın, belirli bir ekonomik seviyenin üzerinde ve Avrupa Yakası’nda yaşayan erkekler. Fenerbahçe ise Kadıköy ve Moda bölgesinin erkekleri tarafından kuruluyor. Orta ve alt sınıflardan olan bu insanlar da Anadolu Yakası’nda yaşıyor. Günümüzde, bu iki takım arasındaki çekişmenin ardındaki sınıf farklılıkları da kimse tarafından hatırlanmıyor. Her iki takımın da her sosyo-ekonomik düzeyden çok sayıda taraftarı var.


2016 yılında da Volkan Demirel’li, Van Persie’li, Ribas’lı Mehmet Topal’lı Fenerbahçe’yle; Senijder’li, Podolski’li, Muslera'lı Galatasaray arasındaki çekişme futbol gündemine yön verecek gibi görünüyor.

 

2016 yılının ilk Fenerbahçe Galatasaray derbisi 20 Mart 2016 tarihinde oynanacak.

 

İngiltere Derbisi: Arsenal – Tottenham Hotspur 

Bu iki büyük İngiliz takımı arasındaki rekabet 1800’lü yıllara kadar uzansa da asıl rekabet 1913 yılında Arsenal’in eski stadyumundan ayrılıp yeni yapılan Arsenal Stadı’na taşınmasıyla başlar. Arsenal’in taşınmasıyla iki takımın evi olan stadyumlar arasındaki mesafe 6,5 km olur. Zaten komşu olmaları ve iki takımın da kuzey Londra’da bulunmaları yüzünden bu derbiye Kuzey Londra Derbisi’de denmektedir.
“Ev alma komşu al” denir ya; işte bu iki takımın ilişkisi de böyle ibret verici şekilde başlar. Önceleri dostane gelişen ilişki zamanla rekabete ve çekişmeye dönüşür ve sonunda iki takım da birbirini ezelî rakibi olarak görme noktasına gelir.


Dünya çapındaki takipçi ve taraftarları saymazsak, iki takımın da çekirdek taraftarı aynı mahallelerde yaşamakta, hatta aynı işyerlerinde çalışmaktadır. Ancak bu durum derbilerdeki heyecan dozunu düşürmeye yeterli olmadığı gibi taraftarların, taşkınlığa varan coşkusunu kontrol altına almaya da yetmez. Arsenal’in evi olan Emirates Stadyumu ve Tottenham’ın evi olan White Heart Lane’in biribirine ne kadar yakın olduğu ve İngiliz futbol taraftarların ne kadar ateşli oldukları da hesaba katılırsa bu iki takım karşı karşıya geldiğinde Londra sokaklarına yayılan gerilim, heyecan ve coşku dolu havayı bir yabancının bile hissetmesi mümkündür.

 

İngiltere Derbisi: Arsenal – Chelsea

Londra’nın bu iki dev takımı arasındaki rekabet diğerlerinden biraz farklı. İki takımın da yöneticileri ilginç bir şekilde birbirlerini rakip olarak görmezken, taraftarlar arasında yapılan anketler istikrarlı ve ısrarlı bir şekilde taraftarların diğer takımı rakip olarak gördüğüne işaret ediyor.


Tabii “rakip olarak görmeme” ifadesi yanlış anlaşılmasın. Bu iki büyük İngiliz takımı arasında elbette ki rekabet var; ancak anlattığımız diğer takımlar gibi kökleri nesillerce geriye gitmiyor. İki takım arasındaki rekabetin kızışmasını 200’lerin başında Chelsea’nin Prömiyer Lig’e çıkmasına bağlayanlar var.

İki takımın yöneticileri birbirlerini ezelî rakip olarak göstermeseler de taraftarlar arasında oluşan rekabet algısını maçlara olan ilginin çok yoğun olmasına neden oluyor. Mesut Özil’i de kadrosunda bulunduran Arsenal’le Chelsea arasındaki rekabete Türk futbolseverlerin de büyük ilgi göstereceği kesin gibi.

 

İskoçya Derbisi: Celtic – Glasgow Rangers

The Old Firm adıyla da anılan Celtic – Glasgow Rangers  derbisinin bu adı nasıl aldığı tam olarak bilinmiyor; ancak iki takım arasındaki rekabet o kadar derin ki İskoçya’nın sosyal yapısını, kültürünü ve hatta siyasetini engelleyecek hâle gelmiş. İskoçya’nın en başarılı iki takımı olan bu iki takımın ikisi de o kadar fazla kupa ve şampiyonluk kazanmış ki adeta kendi liglerinde mücadele veriyorlar. Yani olur da bir gün İskoçya’ya yolunuz düşerse bu iki takımdan biri hakkında yorum yapmaktan kaçınmanızda fayda var. Ama oralara kadar gitmişken Celtic’in evi olan Celtic Park Stadyumunu ya da Rangers’ın evi olan Ibrox Stadyumunu görmek isteyebilirsiniz.

 

Milan Derbisi: Inter Milan  – AC Milan

1800’lü yılların sonuna doğru doğan başka bir rekabet de İtalya’nın Milan şehrinde ortaya çıkıyor. Inter Milan ve AC Milan arasında başlayan bu rekabet Inter Milan’ın İtalyan aristokratlar tarafından kurulan bir “zenginler takımı” olmasına, AC Milan’ın da şehrin mavi yakalılarını temsil eden bir halk takımı olmasına bağlanabilir. Tarih boyunca süregelen zengin – fakir kavgası yani… İki takımın da San Siro Stadyumu’nu evleri olarak benimsediğini düşünürsek, aralarındaki rekabet daha da ilginç hâle geliyor.


Günümüzde, dünyaca ünlü bu iki takım ve taraftarları arasındaki maddi farklar ve sınıf farkları büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda ve iki takımın da dünya çapında ve her sosyoekonomik sınıfta temsil edilen bir taraftar kitlesi var. Ancak rekabet, ilk başladığı günlerdeki canlılığını koruyor. Yapılan maçlarda da İtalyan futbolunun bu iki yıldız takımı en yüksek performanslarını sergiliyor. Bu nedenle gerek atmosferi, gerekse futbol kalitesiyle yaşanmaya değer anlar ortaya çıkıyor.

 

Roma Derbisi: Roma  – Lazio

İtalya’da çok çekişmeli birkaç derbi var; ancak “Derby della Capitale” yani Başkent Derbisi adıyla anılan Roma – Lazio derbisi gerek İtalyan gerekse dünya futbol camiasında İtalya derbilerinin en serti ve en çekişmelisi sayılıyor. Derbi, yalnızca toplanan kalabalıklarla değil, şiddet olayları ve son dönemde gündeme gelen ırkçı tezahürat ve pankartlarla futbol tarihine geçmiş durumda.


İki takım arasındaki rekabetse İtalyan diktatör Benito Mussolini’nin, Kuzey İtalya’nın baskın takımlarıyla rekabet edebilecek, birleşik bir Roma takımı oluşturmak üzere Roma takımlarını birleştirmesiyle başlıyor. Lazio takımı bu birleşmeyi istemeyen ve buna direnen tek Roma takımı olarak ortaya çıkıyor ve dik duruşunu hiçbir zaman bozmuyor. Böylece birleşme niyetleriyle başlatılan bir plan, futbol tarihinin en büyük rekabetlerinden birinin doğumuna neden oluyor. 


Birleşen takımların oluşturduğu Roma ve birleşmeye direnen tek takım olan Lazio arasında önceleri tatlı ve sportmence başlayan bu rekabet, zamanla “Seferoğulları, Tellioğulları” kavgası, hatta kan davası sayılabilecek noktalara geliyor.


Bugün ikisinin de evi Stadio Olimpico olan bu iki takım arasındaki rekabetin, 1927’lere kadar dayanan nedenleri çoktan unutulmuş; ama iki takım arasındaki rekabet yer yer daha da şiddetlenerek sürüyor.
2016 yılında Salih Uçan’ın da Roma’da oynayacak olması Türk futbolseverlerin bu derbiye yoğun ilgi göstermesi beklentisini arttırıyor.

 

Yunanistan Derbisi : Olympiakos  – Panathinaikos

Yunanistan’ın en büyük iki takımı arasındaki derbi “Ezelî Rakiplerin Savaşı”, “Tüm Savaşların Anası” gibi adlarla da anılıyor ve kökleri, futboldaki birçok rekabette olduğu gibi sınıf ayrımına dayanıyor. Atina’nın merkezinde kurulan bir takım olan Panathinaikos, şehrin zengin ve yüksek sınıflarını temsil ediyor. Atina’nın limanı olan Piraeus’un takımı olan ve Fenerbahçe’nin şu anki teknik direktörünün de bir zamanlar görev yaptığı Olympiakos ise daha karışık yapılı olan Atina’nın dışından da gelen insanlardan oluşan işçi sınıfını temsil ediyor. Olympiakos’un evi Georgios Karaiskakis Stadyumu, Panathinaikos’un eviyse Apostolos Nikolaidis Stadyumu.


Günümüzde, aktardığımız rekabet öykülerinin çoğunda olduğu gibi bu ekonomik ayrım, ezilmişlerin ezenlere başkaldırması, hikâyeleri unutulmuş. Ancak iki takım arasında hararetini kaybetmeden sürerken bizim yurdumuzda görmeye çok da yabancı olmadığımız sahneler ortaya çıkabiliyor. İki takımın taraftarları rekabeti; tribünleri kırmak, sahaya yabancı maddeler atmak, sokaklarda veya stat içinde kavga çıkarmak gibi holiganlık boyutunda davranışlara kadar vardırabiliyor. 

 

İngiltere Derbisi: Manchester United  – Liverpool

Genel eğilimden farklı olan Manchester United ve Liverpool arasındaki rekabetin kökleri zengin fakir, ezen ezilen çekişmesine dayanmıyor. Hoş bir sürpriz olduğunu düşünebilirsiniz, ama bu rekabetin temelleri saf ve katıksız rekabet etme arzusundan geliyor. Birbirinden 56 km uzakta olan bu iki şehirden Liverpool, büyük bir liman şehri ve kuzey İngiltere’nin iç kısımlarının gelişmesinde hayatî önem taşıyor. Manchester ise çok kalabalık bir şehir ve sanayi devrimiyle birlikte yıldızı daha da parlıyor. İşte bu iki şehrin takımları arasındaki çekişme de bu iki şehrin sanayi devrimi sırasında başlayan ve kızışan rekabetine dayanıyor. Yani; sanayi ve gelişim konusunda rekabete doymayan bu iki şehir, bir de kendi takımlarını kurarak rekabeti spor alanına taşıyor.


Futbolseverler tarafından adeta bir mabet olarak Kabul edilen Old Trafford Manchester United’ın evi. Liverpool’sa Anfield Stadyumu’nda misafirlerini ağırlıyor. İki takımın da birbirine baskın geldiği ve diğeri karşısında zayıf kaldığı yönleri olduğunu ve iki takımın da kendisinin en başarılı takım olduğunu kanıtlamak için baskın geldiği istatistikleri öne sürdüğünü ve iki takımın ve taraftarlarının buna gönülden inandığı da hesaba katılınca maçların ne kadar çekişmeli geçtiğini ve rekabetin taraftarlar arasına da yayıldığını öngörmek zor değil. Ancak bu iki takımın da diğerine baskın gelmek için tüm hünerlerini sergilediğini ve taraftarların da bu coşkuya yürekten ortak olduğunu düşünürsek her futbolseverin yaşamaktan keyif alacağı bir ortam olduğunu dipnot olarak düşmek zorunda kalıyoruz.

 

Bonus: Arjantin Derbisi Boca Juniors – River Plate

Arjantin’in bu iki en büyük takımı, Arjantin’in tüm futbol taraftarlarının %70’ini kendi arasında paylaşıyor. Arjantin futbolunun ne cevherlerle dolu olduğunu düşünüp, buna bir de bu iki takımın arasındaki ezelî rekabeti eklersek bir de üstüne Arjantin insanının renkli kişiliğini dâhil edersek bu derbide ortaya çıkacak futbol cevherlerini ve eğlenceyi az çok gözümüzün önüne getirebiliriz belki. Bir Arjantin gezisi, güney yarımkürenin bu en büyük derbisini bizzat yaşamanın en güzel yolu.

 

Siz de bir futbol fanatiği olarak maçları canlı izlemek istiyorsanız, ekibimizden futbol delisi arkadaşların hazırladığı maç turları seçeneklerini bir inceleyin deriz.
 

 

PanicattheDisco

PanicattheDisco

Dünyayı karış karış gezmek istiyorum, her yeri yeniden keşfetmek… Ben gezip gördüklerimi anlatayım, siz de heyecanıma ortak olun istiyorum. Çünkü benim heyecanım bana çok fazla…

Yoruma kapanmıştır.